'ŞİKE DEĞİL, AZİZ YILDIRIM DAVASI'

Güneş Gazetesi'nden Rıza Zelyut'un kaleme aldığı ve oldukça önemli tespitlerde bulunduğu köşe yazısını sizlerle paylaşıyoruz.

Daha önce üç kez yazdım: Futbolda şike soruşturması denilen iş; şikeyle falan ilgili değil.
Amaç; şike soruşturması yapıyor gibi göstererek Aziz Yıldırım'ı yok etmek.
Bunun birinci sebebi de bu aileyi askeri ihalelerden uzaklaştırmaktır.
Bu operasyonun geçmişi var: Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, Aziz Yıldırım'ı, eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile bağlantılı olarak  Ergenekon'un 1. iddianamesine soktu. Askeri ihale işiyle iliştirerek... O zaman ve oradan yürüdüklerinde başarılı olamayacaklarını görmüş olacaklar ki beklediler; şike ile hakkından gelmeye kalkıştılar.
Aziz Yıldırım için 87 yılı bulacak hapis cezası istenecekmiş.
İstesinler; az bile.
187 yıl, hatta 587 yıl istesin savcı bey.
4 adamın canını alana 8 yıl ceza veren bu adalet sistemi; telefon konuşmalarını belge gibi göstererek 87 yıllık suç imal edebilir.
Bu zalimlik için; 'Ne yapalım yani, yasa böyle. Daha geçen yıl çıkarttık; şimdi değişiklik mi yapalım?' derler.
Aziz Yıldırım düşmanları da kanallarda davul çalarlar...
Fenerbahçe'ye sahada güç yetiremeyenler de bunu fırsat sayıp 'Vurun;  fırsat vermeyin!' diye yazarlar.
Evine kadınların sağlam girip cansız çıktığı veletler de bu işte cellat yamaklığına soyunurlar.
Bu hayhuy içinde siyaset; kamuoyu karşısına, 'Hak ve adalet timsali' gibi çıkar.
Ve yandaşların Türkiye'yi ele geçirme operasyonunda bir adım daha başarıyla atılmış olur.

FENERBAHÇE'YE CEZA KESİLECEK
Aziz Yıldırım'ı yok edebilmek için; Fenerbahçe üzerinden yürüyorlar. Bu nedenle; Aziz Yıldırım'ı cezalandırmak için Fenerbahçe'yi de cezalandıracaklar. 
- Soruşturma savcısının, daha iddianame ortada yok iken, kesin hüküm verir gibi 'Aziz Yıldırım suçludur; Fenerbahçe şikecidir!' anlamına gelecek haberlerin yayımlanmasına olanak yaratması ne demek oluyor? 
- Hele hele; birilerini cezalandırabilmek için bazı şüphelilerle özel pazarlıklar yürütmeye ne demeli?
- Ya bu açık hukuk ihlali ortada iken yeni HSYK'nın bu soruşturmayı yürüten savcıyı el birliği ile alkışlamasının anlamı nedir?
Deniz Feneri yolsuzluğunu soruşturan savcılar, tıpkı Ergenekon savcılarının yaptığı gibi, tıpkı Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi'nin yaptığı gibi bir uygulama yüzünden bu HSYK tarafından görevden alındılar. Güya sanıkların hakkını savunuyormuş gibi gözükerek. Peki aynı HSYK; sözkonusu Aziz Yıldırım olunca neden sanığın hakkını savunan bir tavır takınmıyor? Takınmıyor; çünkü bu HSYK'yı 12 Eylül 2010'da yüzde 58 evet oyu ile AKP iktidarı imal etti.
O HSYK da buna göre davranıyor.
Bu yüzden; Aziz Yıldırım işinin siyasi bir operasyon olduğunu anlamalısınız. Unutmayın ki Fenerbahçe bu arada hak etmediği biçimde hırpalanacaktır.
Bu işin en tepesinde bir Fenerbahçeli; futbol ayağında başka bir Fenerbahçeli...
Yani baltanın sapları bu özde değil sözde Fenerbahçeliler...
İnanmıyor musunuz?
Dikkat ediniz: Aziz Yıldırım'a ve onun üzerinden de Fenerbahçe'ye de saldıran medya; 'Yandaş Medya' dediğimiz; AKP iktidarının emrindeki medyadır. Bu bile Yıldırım operasyonunun siyasi olduğunu ispat etmeye yeter.

***

Ortada şike var ise; bunun tek taraflı ve sadece Fenerbahçe yöneticileri tarafından yapıldığını kim iddia edebilir ki...
Hatırlayın: Başka takımların başkanlarının da şikeye karıştıklarına ilişkin haberler çıktı. Peki Aziz Yıldırım'dan başka hangisi içeride?
Bakıyorum da bazı Fenerbahçeliler bile bu işte Aziz Yıldırım'ı suçlu göstermeye çalışıyorlar. Hatta eski başkanlardan Ali Şen; 'Susun ki Fenerbahçe'ye ceza vermesinler!' anlamında mesajlar veriyor.
Hiç sanmıyorum... Susarsanız; suçu kabul etmiş olursunuz.
Gerçeği görünüz: Başbakan Tayyip Erdoğan neyi arzu ediyorsa, şu Allah'ın takdirine bakınız ki  adalet de o yönde işletiliyor.
Ey Fenerbahçeliler; böyle bir adaletten siz adalet bekleyebiliyor musunuz?

Kaynak: Güneş